E-BÜLTEN 2 (Ekim 2007)
Diyabet ve Grip Aşısı...
Amerikan Ulusal Enfeksiyon Hastalıkları Vakfı, diabetlilerin bağışıklık sisteminin görece olarak daha zayıf olması nedeniyle, influenza enfeksiyonunun (grip) ciddi komplikasyonları ile karşılaşma riskinin yüksek olduğunu açıkladı. Grip, diyabetlilerin kan şekerlerinin normalden düşük ya da yüksek seyretmesine, kan şekeri düzeninin bozulmasına, hatta diyabet komasına neden olabilmekte. Bilimsel çalışmalar aşılamanın diyabetlileri koruduğunu göstermektedir.
Grip her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen, insandan insana bulaşan, kimi zaman ciddi ve ölümcül olabilen bir solunum yolu enfeksiyonudur. Gribe yol açan influenza virusü her yıl çok sayıda hastanın hastaneye yatırılmasına ve önemli rakamlarda ölümlere (özellikle yaşlılarda) yol açab,ilmektedir.
Bilimsel çalışmalar diyabetlilerde grip (influenza) aşısının etkin olduğunu kanıtlamıştır. Bir çalışmada,18-64 yaşları arasındaki nüfusta aşılamanın hastaneye yatış ve ölüm oranını %92 azalttığı gösterilmiştir. Bir başka çalışmada da grip aşısının çocuk ve erişkinlerde hastane başvurularını % 80 oranında azalttığı gösterilmiştir.
Gripten korunmada dibetli kişilerin aşılanması yanında onlarla yakın temasta olan kişilerin de (aile üyeleri, yakın arkadaşları, iş arkadaşları) aşılanması önem taşımaktadır. Yakın temasta olan kişilerin hasta olması durumunda influenza çok kolay bulaşmakta ve diyabetli kişiler de hasta olabilmektedir.
D Vitamini ve Diyabet...
D vitamini ve kalsiyum eksikliğinin özellikle tokluk kan şekerlerini ve insülin salınımını etkilediği ve D vitamini ile kalsiyum desteğinin bu süreçlerde olumlu etki yaptığı bilinmekte. Bununla birlikte D vitamini ve kalsiyum desteğinin beta hücre işlevleri ya da insülin duyarlılığını nasıl etkilediği konusu henüz açıklığa kavuşturulmuş değil.
D vitamini biyolojik etkisi olmayan iki farklı öncü molekülden oluşmakta. Bunlar kolekalsiferol (D3) ve ergokalsiferol (D2). İlki biyolojik olarak daha etkili ve deride güneş ışığı etkisiyle oluşmakta, ikincisi ise bitkisel kaynaklı ve diyette D2 içeren gıdalardan (yağlı balıklar, yumurta sarısı, ciğer) gelmekte. Her iki molekül de bir kez oluştuktan sonra karaciğer ve böbreklerde moleküler değişikliğe uğratılarak (hidroksillenerek) etkili hale geliyorlar.
Pitas ve arkadaşları erişkinlerde kan şekeri kontrolü ve D vitamini-kalsiyum durumuna ilişkin yayımlanmış gözlemsel çalışmalarla, klinik denemeleri gözden geçirdiklerinde gözlemsel çalışöaların kalsiyum-D vitamini ya da süt ürünlerinin alımındaki düşüklük ile tip 2 diyabet arasında görece olarak sabit bir ilişki bulunduğunu ortaya çıkardılar. Elde ettikleri veri incelenen nüfusta kalsiyıum-D vitamini kullanımı ya da süt tüketimi en yüksek düzeyde olan kişilerin tip 2 diyabet geliştirme oranının % 64 düşük olduğunu göstermekteydi.
D vitamini ve/veya kalsiyum desteğinin etkilerini inceleyen denemelerden elde edilen veriler özellikle tip 2 için yüksek risk oluşturan kesimde (örneğin glükoz entoleransı olanlarda) bu ikisinin birlikte kullanımı tip 2 diyabetin önlenmesinde rol oynadığını göstermekte.
İnhale (solunum yoluyla alınan) insülin
İnhale insülinin kullanıma girmesinden sonra elde edilen verileri gözden geçiren bir derlemede tip 2 diyabetlilerde yemeklik insülin olarak inhale insülinin etkileri değerlendirildi.
Eldeki veriler inhale insülinin tip 2 diyabetlilerde diyabet kontrolünde kısa etkili insülinlere benzer şeker kontrolü sağladığını göstermekte. Bununla birlikte inhale insülin kullananlarda hipogliseminin düzeltilmesinde daha fazla sıkıntı yaşanmakta. Ayrıca inhale insülinin tip 2 diyabetlilerde kan şekerini ağızdan alınan antidiyabetik ilaçlardan daha başarılı bir biçimde kontrol ettiği saptandı. Ancak inhale insülin ağıdan alınan antidiyabetik ilaçlarla birlikte kullanıldığında hipoglisemi sıklığında artış gözlenebilmekte.
Veriler oldukça olumlu görünmekle birlikte yazarların vurguladığı önemli bir nokta çalışmaların henüz çok kısa süreli olduğu ve eldeki verilerin inhale insülinin klinik kullanımına ilişkin tüm soruların henüz yanıtını bulmadığı. Hasta memnuniyeti, inhale insülinin diyabetin uzun süreli komplikasyonlarına etkisi konusunda henüz veri yok, ayrıca inhale insülinin akciğer işlevlerine uzun vadedeki olumsuz etkilerinin ne olacağı da henüz açıklık kazanmış değil.
İnhale insülinlerle ilgili son bir detay da dozların enjeksiyonla uygulanan insülinler kadar kestirilebilir ve kesin olmaması.
Çocukluk çağı tip 1 diyabetiyle iilişkili yeni bir gen bulundu...
ABD ve Kanada’dan bir grup araştırmacı çocukluk çağı tip 1 diyabetiyle ilişkili olduğu düşünülen yeni bir gen buldular. İnsan genom projesinin tamamlanmasından sonra ortaya çıkan yeni yöntemlerden birisini kullanan bilim adamları 16. kromozomda bulunan KIAA0350 adını verdikleri genin çocukluk çağı tip 1 diyabetinin gelişiminde rol oynadığı düşünülen 15-20 genden birisi olduğunu belirttiler. Montreal’deki McGill Üniversitesi ve Philadelphia Çocuk Hastanesi’nden bilim adamları yeni genotiplendirme yöntemlerinin hastalığa yol açan genlerin saptanmasında eski sınırlı yöntemlere oranla çok daha hızlı sonuç verdiğini açıkladılar.
Bilim adamları 563 tip 1 diyabetli çocuğun genomunu 1146 normal sağlıklı çocukla karşılaştırarak elde edilen sonuçları, 483 diyabetli çocuk ve ebeveynle yürütülen bağımsız bir başka çalışmanın sonuçlarıyla birleştirdiler. İnceleme sonucunda daha önce bilinen 4 lokus (gen bölgesi) dışında diyabetle ilişkili yeni bir gen buldular. Sonuçlarını 1333 tip 1 diyabetli çocuğu içeren bir veritabanında test ederek doğruladılar.
Araştırmacılar söz konusu genin diyabetin ortaya çıkmasına nasıl yol açtığının araştırılması gerektiğini belirttiler. Bu genin bir varyantının diyabete yol açarken bir başka varyantının diyabetten koruyucu etki gösteriyor olabileceğini öne sürdüler.
Büyümek...
Ergenler gelişirken vücutlarında pek çok değişiklik fark ederler. Hem erkekler hem de kızlarda önemli fiziksel ve hormonal değişiklikler ortaya çıkar. Ergenliğe girmenizi sağlayan hormonlar aynı zamanda yüzünüzdeki sivilcelerden de sorumludur. Ergenlik hormonları diyabet kontrolünü de güçleştirir. Kan şekerleri nedenini bir türlü açıklayamadığınız biçimde bir yükselir bir düşer. Bazen öyle olur ki insülin dozlarınızı neredeyse her hafta yeniden düzenlemeniz gerekir. Gene de buna dayanmak gerek çünkü büyüme ve hem şimdiki hem de gelecekteki sağlığınız açısından diyabet izleminin iyi yürütülmesi son derece önemli. Ve unutmamak gerek ergenlik denen bu çılgınlık ila nihaye sürmeyecek.
Ergenlikte vücudunuzdaki değişikliklere ek olarak duygu durumu da değişir, örneğin daha sık sinirlendiğinizi fark edebilirsiniz. Bu durumda hipoglisemi ile sinir bozukluğunu birbirinden ayırd etmek için kan şekerinizi daha sık ölçmeniz gerekebilir. Diyabetle ilgili de sabrınız daha çabuk taşabilir.
Ergen kızlarda adet döngüsü diyabet izlemini etkileyebilir. Eğer kan şekeri düzeylerind ebu dönemde değişiklik gözlüyorsanız bunları hekimlerinizle konuşmanızda yara olacaktır. Doktorlarınızın yardımıyla bu tür kan şekeri oynamalarını kontrol altına alacak değişiklikler yapabilirsiniz.
Eski E-Bültenler
-
E-Bülten 1 (Haziran 2007)