| | | | |
 

 

ULUSLARARASI DİYABET SİTELERİ

- ADA
- IDF
- Diabetes Mall
- Children with DIABETES
- Insulin Pumpers
- Food and Nutrition Data
- Insulin Pump Therapy
- About Insulin Pump Therapy
- Pump Girls
- www.pump-planet.com
- Çocuk Endokrin ve Diyabet Derneği
 


 


 


 
 
10.04.2008 tarihinden itibaren ziyaretçi sayısı:

DİYABET EĞİTİMİ

DİYABET BÜLTENİ

HACETTEPE
EĞİTİM DİZİSİ

e-bulten

e_bulten

e-bulten


E-BÜLTEN 9

Uzmanlar yapay pankreasın yakında geleceğini söylüyorlar

Yapay pankreas üzerine çalışan araştırmacılar, diyabetli hastaların kan şekeri izlemlerini ve insülin enjeksiyonlarını gerektiği gibi yapabilecekleri bir tedavi biçiminden sadece birkaç yıl uzakta olduklarını düşünüyorlar. Sürekli glukoz monitorizasyon ve insülin pompası gibi mevcut 2 teknolojiyi birleştirebileceklerine inanıyorlar. Böylesine mekanik pankreas diyabetiklerin günde birkaç kez dayanmak zorunda kaldıkları insülin enjeksiyonlarını ve parmak delme gereksinimini büyük ölçüde azaltabilir. Cambridge Üniversitesi’nden Dr Roman Hovorka ve arkadaşları ilk nesil yapay pankreası tamamlamak üzere olduklarını bildiriyorlar. Bu metod ile derialtına bir sürekli glukoz sensörü yerleştirilmekte ve bu sensör ile okunan kan şekeri değerleri bir monitöre gönderilmekte; bir bilgisayar doğru insülin dozunu hesaplamakta ve bu insülin dozu zaten birçok hastanın halen kullandığı bir insülin pompası ile vücuda verilmektedir. Dr. Hovorka ve ekibi bazı hastaları bu aletle eve göndermeye hazır, ancak her ihtimale karşın her gönüllünün evinde tam zamanlı bir hemşire bulundurmanın maliyetini de hesaplamak gerekiyor .

Bilim adamları erişkin pankreas hücrelerini yeniden programlayarak çalışan Beta hücrelerine dönüştürüyor

Bilim adamları erişkin farelerin pankreas hücrelerini insülin üreten beta hücrelerine dönüştürmede başarılı oldular. Araştırıcıların müthiş dönüşüm olarak değerlendirdikleri bu başarı hem tip 1 hem tip 2 diyabet tedavisi için bir adım olabilir. Harvard Üniversitesindeki biyologlar fareleri ilgilendiren olduça zor deneyler sonrası pankreasın basit bir hücresini insülin üreten daha değerli hücrelere değiştiren 3 önemli moleküler değişimi buldular. Nature dergisinde yayımlanan deneylerde diyabetliler yanısıra kalp hastalığı, inme ve diğer birçok hastalığı olanlar bazı hücrelerini tekrar programlatıp çare aramakta. Bu çalışma embriyonik kök hücre içeren araştırma karşıtları tarafından bile iyi bir gelişme olarak karşılansa da aynı zamanda embriyoları yok ederek gerçekleştirildiği için tartışma yaratmıştır. Her ne kadar bu deney fareleri ilgilendirse de deneyi yürüten Harvard Üniversitesi Kök hücre Enstitüsü’nden Melton ve arkadaşları bu yaklaşımın insanlarda da işe yarayacağı konusunda umutlu. Melton laboratuarında insan hücreleriyle deneylere şimdiden başlamış ve bir yıl içinde diyabetli insanlarla ilk çalışmaları planlamaya başlayacağını umut ediyor.
Bilim adamları diyabetik farelerde bu yaklaşımı denediklerinde hayvanların kan şeker düzeylerini kontrol edebildiklerini görmüşler. Eğer laboratuardaki ilk çalışmalar umut vaat ederse Melton karaciğer hücrelerini insülin üreten pankreas hücrelerine çevirmeye çalışacağını bunun pankreas kullanmaktan daha güvenli olduğunu belirtiyor. Alternatif bir yol da laboratuar ortamında beta hücrelerini büyütmek ve hastalara bu hücreleri nakletmek olabilir.

Araştırmacılar diyabeti tedavi eden saf insülin hücrelerini keşfettiler

Singapur’dan bir grup araştırmacı, fare embriyosu kök hücrelerinden diyabet tedavisinde çok etkili olacak saf insülin üreten hücreler geliştirerek çığır açtılar. Bu hücreler pankreastaki insülin üreten hücrelerle aynı yapıya sahipler. Hayvan deneylerinde bu hücreler diyabetik farelere nakledildiğinde kan şekerlerinde düşme sağlanmış. Ayrıca bu farelerden nakledilen hücreler geri alındığında kan şekerinin yeniden yükseldiği gösterilmiş. Kök hücre verilen diyabetik farelerin hiçbirisinde bu tedavi sırasında görülebilecek bir tür tümör olan teratom oluşmamış. Saf insülin üreten hücreler insülin üretme ve kan şekerini algılama yeteneğini zaman geçse de korumayı başarmışlar. Araştırıcılar bu buluşun saf insülin üreten hücreler elde edebilmek için insan embriyonik kök hücrelerine de uygulanabileceğini belirtiyorlar.

Tip 1 diyabette HbA1c değişkenliği nefropati ve retinopatiyi öngörüyor

Yeni yürütülen bir çalışmada İngiliz araştırmacılar tip 1 diyabetlilerde HbA1c değerlerindeki değişkenliğin nefropati ve retinopati gibi komplikasyonların gelişimini önceden haber verebileceğini göstermiş. Araştırıcılar, 1441 tip 1 diyabetlide yoğun ve konvansiyonel kan şekeri kontrolünün mikrovasküler komplikasyon gelişimine olan etkisinin karşılaştırıldığı 9 yıl süren bir çalışmanın verilerini analiz ederek bu sonuca ulaşmışlar. Konvansiyonel kan şekeri kontrolü yapan diyabetlilerde yoğun kan şekeri kontrolü uygulayan diyabetlilere göre daha fazla HbA1c değişkenliği saptamışlar.
Bu çalışma tip 1 diyabette kan şekeri düzeyinde uzun süreli oynamaların retinopati ve nefropati gibi komplikasyonların gelişimi ile bağımsız olarak ilişkili olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla araştırıcılar sadece ortalama kan şekeri ya da HbA1c düzeylerinin ölçümünün komplikasyon riskinin en iyi göstergesi olmayabileceğini belirtmekte. Ayrıca HbA1c değerlerindeki değişkenliğin şüphesiz retinopati riskini arttırabilecek kötü kan şekeri kontrolü dönemlerini yansıttığını da düşünebilirsiniz.

İki kanser ilacı tip 1 diyabeti önlemede ve tedavi etmede umut veriyor

Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırıcılar, kanser tedavisinde başarı ile kullanılan kinaz inhibitörlerinin yeni başlangıçlı tip 1 diyabet ve diğer otoimmün hastalıklar için yeni tedavi yaklaşımları olabileceğini bildirdiler. Imatinib ve Sunitnib etken maddeli 2 ilaç hücre büyümesini uyaran tirozin kinaz enzimini etkisiz kılarak kanser tedavisinde kullanılmakta. Bu enzimin vücudun bağışıklık sistemine saldırı başlatarak otoimmün hastalıklara yol açabileceği düşünülmekte. Tip 1 diyabet, pankreastaki insülin üreten hücrelerin yıkımı sonucu oluşan otoimmün bir hastalıktır. Dr. Bluestone ve arkadaşları, Imatinib ve Sunitnib’i tip 1 diyabete yatkın hale getirilmiş farelerde denediklerinde ilaçların bu farelerde diyabet gelişimini önlediğini buldular. Ayrıca bu ilaçları diyabetli farelerde de test ederek sadece 8-10 haftalık tedaviden sonra hayvanların % 80’inde hastalığın düzeldiğini gösterdiler. Araştırıcılar bu çalışmanın tip 1 diyabet alanında yeni bir araştırma konusu yarattığını, bu hastalığın ve diğer otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılacak yeni ilaçları geliştirmede heyecan verici fırsatlar oluşturduğunu bildirmekte.

İnsülin pompasının pozisyonu insülin salınım hızında oynamalara yol açabilir

Yeni bir çalışma insülin pompasının pozisyonunda infüzyon setine göre değişiklik olmasının insülin salınım hızlarını belirgin şekilde etkileyebileceğini ve beklenenden farklı bir etki oluşabileceğini gösterdi. İnsülin pompasının takılma şekline göre insülin salınım hızlarında beklenenin % 74,5 ile % 123,3’ü arasında değişen değerler elde edilmiş. Bu tür değişiklikler giyinme, uyku veya duş alma gibi günlük aktiviteler sırasında oluşabilir, ancak insülin pompalarında bu etki ilk kez araştırılmış.
Araştırmacılar insülin pompalarındaki hidrostatik basıncın, bolus dozları, bazal hızlar sırasındaki insülin salınımına olan etkisini araştırmışlar; bu çalışma sırasında çeşitli firmaların 110 cm set kullanan, 80 cm set kullanan iki insülin pompasını test etmiş ve elde edilen verileri set kullanmayan pompa verileri ile karşılaştırmışlar. Özellikle düşük bazal infüzyon hızlarında pompanın infüzyon setine göre yükseltilmesi ya da alçaltılmasının insülin salınımın hızlarını belirgin biçimde etkilediğini bulmuşlar. Bu durum özellikle düşük bazal infüzyon hızlarının yaygın kullanıldığı çocuklarda önem taşıyor. Çalışmada insülin salınım hızlarında en belirgin değişiklikler set kullanılan iki insülin pompasında saptanırken en az değişiklik set kullanılmayan insülin pompasında bulunmuş.

Bu site Hacettepe Üniversitesi Pediatrik Endokrinoloji Ünitesi tarafından hazırlanmaktadır.
e_bülten eğitim HÜ Eğitim Dizisi